Günümüzde meme kanseri taramasında mamografi, KMM ve
KKMM’si erken tanı yaklaşımlarını içerir. Çalışmaya katılan kadınların
meme kanserinin erken teşhisini sağlamaya yönelik bilgi ve uygulamaları
incelendiğinde %89,0’ının KMM bilmediği, %76,0’ının
KMM yaptırmadığı ve KMM yaptıran grup içinde (%24,0), %50,2’sinin kendisi karar verdiği için KMM yaptırdığı belirlenmiştir (Tablo
2). Araştırmada kadınların oldukça büyük bir çoğunluğunun KMM
bilmediği (%89,0) ve yaptırmadığı (%76,0) belirlenmiş olup bu durum
hastalık belirtisi ortaya çıkmadığı sürece kadınların KMM yaptırma
isteğinden uzak olduklarını ve kendi sağlık sorumluluklarını
almadıklarını düşündürmektedir. Oysaki Amerikan Kanser Birliği
20-40 yaş arası kadınların her üç yılda bir, daha sonraki yaşlarda
yılda bir kez bu konuda eğitim almış sağlık personelince yapılmak
koşuluyla KMM yaptırmalarını önermektedir
4,13,15.
Araştırmada kadınların %97,0’ının mamografiyi bilmediği,
%86,0’ının mamografi yaptırmadığı, mamografi yaptıran grup
içinde (%14,0), %78,6’sının doktor önerdiği için mamografi yaptırdığı
belirlenmiştir (Tablo 2). Araştırma bulgularını destekler nitelikte
literatürde de kadınların mamografi yaptırma isteklilikleri
üzerinde doktor önerilerinin önemli etkisinin olduğu bildirilmektedir6. Ülkemizde meme kanseri erken tanısına yönelik olarak
yapılan bazı çalışmalar31 diğer ülkelerde yapılan bazı araştırmalarla
karşılaştırıldığında32,33, kadınların daha az mamografi yaptırdıklarını ortaya koymaktadır. Çalışmada kadınların KMM
(%24,0) ve mamografi (%14) yaptırma oranlarının düşük olması
kadınların büyük çoğunluğunun (%77,0) bu konuda yeterli bilgiye
sahip olmamasına, meme kanseri taramasının belirli bir maliyet
gerektirdiği gözönüne alındığında araştırma grubunda bulunan
kadınların büyük çoğunluğunun (%88,0) çalışmamasına ve ekonomik
bir özgürlüklerinin bulunmamasına bağlanabilir.
Çalışmada kadınların %65,0’ının KKMM’sini bilmediği, %65,0’ının
KKMM’sini yapmadığı, KKMM’si yapan grup içinde (%35,0),
%51,5’inin kendisi karar verdiği için KKMM’si yaptığı belirlenmiştir.
Türkiye’de kadınların meme kanserini önlemeye yönelik uygulamalarını
etkileyen faktörleri inceleyen çalışmalar sınırlı olmakla
birlikte, kadınların büyük çoğunluğunun KKMM’si yapmadığı belirlenmiştir.27,28,29. Çalışmamızı destekler yönde ABD’de Leight
ve arkadaşları (2000) sağlık bakım profesyonelleri tarafından
meme muayenesi ve mamografiyi desteklemek üzere KKMM’si uygulaması
öneriliyor olmasına rağmen, KKMM’sinin sadece küçük
bir kadın grubu tarafından aylık olarak düzenli uygulandığını ve
bu uygulamayı prosedüre uygun bir şekilde beceriyle uygulayabilen
kadın sayısının da çok az olduğunu belirtmişlerdir34.
Literatürde mamografi ve KMM’sinin, KKMM’si ile karşılaştırıldığında
meme kanserine yakalanmada ve ölüm oranını azaltmada
en önemli savaş aracı oldukları belirtilmiş olmasına rağmen,
Amerikan Kanser Birliği 20 yaşından itibaren başlamak üzere yararlılıklarını
ve sınırlılıklarını söylemek koşuluyla kadınların KKMM
yapmalarını önermektedir4,13,15,35. Nitekim bu konuyla ilgili
olarak yapılan bazı çalışmalarda 50 yaş ve üzerinde olan kadınların,
50 yaş altındaki kadınlarla karşılaştırıldığında KKMM’sini daha
az uyguladıkları ve bu nedenle de meme kanserine yakalanma
risklerinin fazla olduğu bildirilmektedir36. Ayrıca yeni tanı konulmuş
1004 invaziv meme kanserli hastalar üzerinde yapılmış bir çalışmada, KKMM’sinin kitleyi erken dönemde bulmayı sağlamada
önemli bir uygulama olduğu bildirilmiştir18.
Çalışmada kadınların ancak %35,0’ı KKMM’si yapmakta ve %73,8’i
de yeterli bilgileri olmadığı için KKMM’si yapmadıklarını ifade etmektedirler
(Tablo 2). Bu bulgu kadınların KKMM’si ile ilgili bilgi
düzeylerinin düşük olduğunu ve eğitime gereksinim duyduklarını
ortaya çıkarmakta; sağlık bakım profesyonellerinin verdiği eğitimin
periyodik olarak devam ettirilemediği için yetersiz kaldığını
düşündürmektedir. Literatürde meme kanserinin mümkün olduğu
kadar erken belirlenmesinde eğitim programlarının önemli olduğu
bildirilmektedir37. Bu nedenle sağlık bakım çalışanlarının
meme kanseri risk, belirtileri ve erken tanı uygulamaları yönünden
kadınları bilgilendirmeleri ve periyodik aralıklarla bu uygulamaları
devam ettirmeleri önemlidir.
Araştırmada kadınların %44,0’ının KKMM’si hakkında daha önceden
bilgi aldığı, bu bilgiyi sırasıyla sağlık ekibi, gazete-dergi,
televizyon ve radyodan elde ettiği (%47,7, %25,0, %25,0, %2,3)
belirlenmiştir (Tablo 2). Araştırma bulgularımıza paralel olarak
Ülkemizde Öztürk ve arkadaşları da kadınların KKMM’si ile ilgili
bilgiyi en çok televizyon, medya ve daha sonrada sağlık personellerinden
elde ettiklerini belirlemişlerdir38. Yapılan diğer bir çalışmada
da Chie ve arkadaşları (2002) Taiwan’da randomize olarak
seçilen 3040 kadın üzerinde yapmış oldukları araştırma sonrasında
yalnızca %8,4’ünün aylık olarak KKMM’si uyguladığını, özellikle
kırsal alanda yaşayan kişilerin KKMM’si uygulamaları üzerinde
basın, medya gibi kitle iletişim araçlarının ve sağlık ekibi üyeleri
tarafından hastanelerde, kliniklerde ve çalışma alanlarında verilen
eğitimlerin önemli etkisinin olduğunu ortaya çıkarmışlardır39.
Kadınların KKMM’si yapma nedenlerine bakıldığında %51,4’ünün
meme kanseri olma korkusu nedeniyle KKMM’si yaptığı, KKMM’si
yapma sıklıklarına bakıldığında %54,3’ünün aklına geldikçe
KKMM’si yaptığı belirlenmiştir (Tablo 2). KKMM’sini arasıra, aklıma
geldikçe ve her ay düzenli yaparım diyenlerin uygulama şekilleri
ve uygulama zamanları incelendiğinde yanlış uyguladıkları (%27)
ve KKMM’sinin zamanını yanlış belirledikleri (%31) görülmüştür.
Çalışmada kadınlara KKMM’si ile ilgili bir eğitime katılıp katılmadıkları
sorulduğunda %98,0’ının katılmadığı fakat %93,0’ının
KKMM’si ile ilgili bir eğitime katılmayı istediği belirlenmiştir (Tablo 2). KKMM ile ilgili olarak yapılan bir çalışmada 45-64 yaş arası
49573 kadından %50,2’si bu konuyla ilgili eğitim programlarına
devam etmiş ve araştırma popülasyonundaki 319 kadında meme
kanseri tanılanmıştır40. Ayrıca Kanada’da 8214 kadın üzerinde
KKMM’si davranışlarındaki değişimlerle ilgili olarak yapılan çalışmada
da, üç izlem sonunda kadınların KKMM’si davranışlarının
değiştiği, uygulamanın yapılma sıklığının arttığı ve bu durum üzerinde
KKMM’si ile ilgili periyodik tıbbi uygulamaların ve eğitimlerin
yararlı olduğu bildirilmektedir41.
Araştırmada kadınların KMM, mamografi yaptırmama ve KKMM’si
yapmama nedenlerine bakıldığında ise %73,8’inin bilgi eksikliği
olarak ifade ettikleri ortaya çıkarılmıştır (Tablo 2). Araştırma bulgularını destekler yönde KKMM’si ile ilgili olarak diğer ülkelerde yapılan
bazı çalışmalarda37 kadınların KKMM’si yapmama nedeni
olarak en çok bilgi eksiklikleri olduğunu ve meme kanserine ilişkin
bir şey bulmaktan korktuklarını ifade ettiklerini ortaya çıkarmıştır.
Ülkemizde de Dündar ve arkadaşları (2005) kırsal alanda yaşayan
kadınların KKMM’si ve mamografiye ilişkin bilgi ve davranışlarını
belirlemek üzere yapmış oldukları çalışma sonrasında, kadınların
meme kanseri konusundaki bilgi düzeylerinin uygulamalara etki
eden önemli bir değişken olduğunu belirlemişlerdir31. Ayrıca
Feldman ve arkadaşları da (1981) tanısı konulmuş 996 meme
kanserli hasta üzerinde yaptıkları çalışmada hastalığın evresi ile
KKMM arasında son derece önemli bir ilişki olduğunu, KKMM’sinin
nodüllerle ilgili hastalıkların tanılanma olasılığını üçte bir oranında
azaltabileceğini ortaya çıkarmışlardır42.
Amerikan Kanser Birliği ve Kanser Enstitüsü meme kanserinin
erken tanısında öncelikli olarak KMM ve mamografiyi önermektedir4,13. Ancak kırsal alanda yaşayan kadınların bu hizmet ve
uygulamalara ulaşılabilirliğinin sınırlı olduğu gözönüne alındığında
KKMM’sinin halen önemini koruduğu da ortaya çıkmaktadır.
Meme kanserinin erken tanısında KKMM’sinin yapılması yaşam
yüzdesini artırmaz31, fakat Dorsay ve arkadaşlarının da belirttiği
gibi KKMM’si rutin olarak yapıldığında kadınlar memelerindeki bir
tümörü erken tespit ederek tedaviyi erken dönemde başlayabilme
şansını elde edebilirler21. KKMM’si basit, pahalı olmayan, invaziv
girişim gerektirmeyen, tehlikesi olmayan ve herhangi bir araç
gerektirmeyen bir uygulamadır17,18,20,25,43. Ayrıca meme
kanserinde ilk belirtilerin genellikle ele gelen bir kitle ile ortaya
çıkarıldığı gözönüne alındığında, kadınların memedeki bir kitleyi
erken tespit etmelerinde KKMM’si uygulamasının önemli olduğu
ortaya çıkmaktadır.
Araştırmada hastaların beslenme ve egzersiz düzeylerine bakıldığında
%92,0’ının meyve sebzeden zengin bir diyetle beslendiği
görülmüştür (Tablo 2). Literatürde yağdan zengin beslenmenin
meme kanserini arttırdığı, buna karşın meyve ve sebzelerden zengin
beslenmenin bu riski azalttığı bilinmektedir5,12. Çalışmamızda
beslenmesinde kırmızı et ağırlıklı ve yağlı yiyeceklere ağırlık
veren kişi sayısının az olmadığı ve bu durumun bir risk teşkil ettiği
dikkate alındığında bu konuda eğitim ve bilgilendirme yapılmasının
önemli olduğu ortaya çıkmaktadır.
Araştırma grubundaki kadınlar beden kitle indeksi yönünden
değerlendirildiğinde %43,0’ının normal kiloda, %35,0’ının hafif şişman sınıflandırmasına girdiği ve kadınların yaklaşık olarak
%57,0’ının (n:57) normalin üzerinde bir kiloya sahip olduğu
belirlenmiştir. Ayrıca kadınların %72,0’ının egzersiz yapmadığı,
egzersiz yapan grup içinde (%28,0), %85,7’sinin her gün (%71,4)
yürüyüş yaptığı belirlenmiştir. Çalışmada kadınların egzersiz yapma
alışkanlığının düşük bulunması geleneksel yapı olarak spora
önem verilmemesine bağlanabilir.
Literatürde egzersiz, fiziksel aktivite, beden kitle indeksi ve kilo
kaybı gibi etkenlerin meme kanserini önlemede yardımcı olduğu söylenmesine rağmen kesinlikle etkili olduğu belirtilmemektedir5,11,12,35,44. Bununla birlikte Çin’de 1459 meme kanserli ve
1556 kontrol grubu kadın üzerinde yapılan bir çalışmada düşük
fiziksel aktiviteye ve yüksek beden kitle indeksine sahip olan kadınların,
düşük beden kitle indeksi ve yüksek fiziksel aktiviteye
sahip kadınlarla karşılaştırıldığında iki kat daha fazla meme kanserine
yakalanma risklerinin bulunduğu bildirilmiştir45. Ayrıca
bireylerin kontrolü altında bulunan sağlıklı yaşam tarzının bir
bölümünü oluşturan egzersiz, beslenme ve vücut ağırlığı gibi faktörlerin
kesin olarak kanseri önleyeceği ispatlanmamış olmasına
karşın kadınlarda meme kanseri riskini azaltmak için haftada en az
dört saat süre ile yürüme, koşma, yüzme, bisiklete binme gibi aktivitelerde
bulunmaları, meyve, sebze ve lifler ve karotenoidlerden
zengin bir diyetle beslenmeleri, ağır ve yağlı yiyeceklerden uzak
durmaları önerilmektedir5,11,12.
Tablo 3 ve Tablo 4’de görüldüğü gibi kadınların eğitim öncesi ve
eğitim sonrası KMM, mamografi ve KKMM’sine ilişkin bilgi düzeyleri
ile KKMM’ne ilişkin bilgi ve uygulamaları karşılaştırıldığında,
eğitim öncesinde bilgi ve uygulamalarının yetersiz olduğu, eğitim
sonrasında ise istatistiksel olarak anlamlı bir değişim meydana
geldiği belirlenmiştir (p<0,000). Öztürk ve arkadaşları (1998)
KKMM’si eğitimi ile ilgili olarak yapmış oldukları çalışma sonrasında
eğitim öncesinde %30,3 olan bilgi düzeyinin eğitim sonrasında
%77,4’e çıktığını, KKMM’sini düzenli olarak uygulama oranının da
%19,0’dan %61,3’e yükseldiğini ve KKMM’si ile ilgili bilgi ve uygulamaları
artırmada eğitimin önemli bir etken olduğunu ortaya çıkarmışlardır46 .
Meme kanserinin erken tanılanmasında mamografi ve KMM’sini
desteklemek üzere kadınların KKMM’sini uygulamaları önemlidir.
Sağlık bakım hizmetlerinin sunulmasında önemli rol oynayan
hemşireler, kadınların meme kanseri tanılamalarında rehber olabilecek
bilgi gereksinimlerini belirlemede ve kadınlara KKMM’sini
öğretmede önemli bir konumdadır. Hemşireler, Amerikan Kanser
Birliğinin önerdiği şekilde kadınlara meme kanserine ilişkin sağlık
eğitimi vermeli ve KKMM’sini öğretmelidirler. Genç kadınlarda
meme kanseri insidansı düşük olsa da bütün yaş gruplarındaki kadınlara
KKMM’sini öğretmenin, ileride bu alışkanlığı kazandırmak ve meme kanserini erken tanılamak açısından yararlı olacağı düşünülmektedir.