Meme kanseri kadınların en sık görülen malign tümörü olup, kadınlarda
görülen tüm kanserlerin yaklaşık %30’unu oluşturmaktadır
3. Yaklaşık her 10 kadından birinde görülen ve kansere bağlı
ölümlerinde beşte birinden sorumlu olan meme kanserinin erken
tanısı morbidite ve mortalite oranlarının azaltılması bakımından
oldukça önem taşımaktadır
4.
Son yıllarda tarama mamografisinin yaygın bir şekilde kullanılmaya
başlaması ve kadınların periodik muayene konusunda bilinçlenmesi
nonpalpable meme lezyonlarının sayısında artışla sonuçlanmıştır
16.
Günümüzde nonalpable lezyonların loklizasyonunda kullanılan
standart teknik tel ile işaretleme tekniğidir. Şüpheli bir mikrokalsifi
kasyon odağının veya palpe edilemeyen bir lezyonun tanısının
ortaya konması tel işaretleme biyopsisinin en sık endikasyonunu
oluşturur. Nonpalpabl lezyon nedeniyle biyopsi yapılan ve malignite
saptanan hastaların %67’sinin tedavi edilebilecek lenf noduna
ve %98’inin hastalıksız sağ kalıma sahip oldukları tespit edilmiştir
17. Böylece erken evrede malign lezyonların yakalanması olanaklı
kılınarak hastalığın tedavisinde kür sağlanabilmekte ve hastanın
yaşam kalitesi arttırılabilmektedir 8,9,18.
Meme işaretlemede genelde Kopans tarafından geliştirilen çengel
şeklindeki iğneler kullanılmaktadır. Tel sayesinde operasyon sırasında
lezyon görülebilmektedir. Bu sayede lezyona 1 cm den daha
yakın ulaşılabilmektedir. Mamografi ile telin lokalizasyonu iki yönlü
olarak gösterilebilmekte ve telin izdüşümü cilt üzerinde işaretlenerek
lezyona ulaşmada cerraha yardımcı olmaktadır. Sınırları net
olmayan lezyonlarda birden fazla tel kullanılabilmektedir 19,20.
Tel ile işaretlemenin etkili olmasına rağmen bazı dezavantajları
vardır. Tel giriş yerinin cerrah için ideal insizyon yerine uzak olması,
bunun sonucunda cerrahın geniş bir alanı eksize etmek zorunda
kalmasına sebep olmaktadır. En sık görülen komplikasyon işaretleme
esnasında görünen vazovagal reaksiyondur (%10). Ayrıca
dens memelerde tel yerleştirmenin zor olması, telin kayması,
hastaya verdiği huzursuzluk, kanama, enfksiyon, pnönotoraks,
telin kesilmesi, biyosi kavitesinde rezidüel tümör kalabilmesi başlıca
dezavantajları ve komplikasyonları olarak değerlendirilebilir
21,22,23.
İşaretleme sonrası lezyonun çıkarılamaması başarısızlık olarak
kabul edilir. Literatürde %0-18 (ortalama %2.6) arasında bildirilmektedir.
Bu duruma mikrokalsifikasyon gibi sınırları net
olmayan lezyonlarda ve mamografi rehberliğinde yapılan işaretlemelerde
daha fazla karşılaşılmaktadır. Bu durum radyolog
ve cerrahın deneyimli olmasının önemini ortaya koymaktadır
24,25.
Nonpalpabl lezyonlarda görüntüleme yöntemiyle şüpheli kalınan
ve meme işaretleme yöntemi uygulanan bir çok çalışmada malignite tespit etme oranını %10-50 arasında değişmektedir 5. Bizim
çalışmamızda bu oran % 24.6 olarak tespit edilmiştir. Kanser saptamadaki
başarısızlık oranı ise %0-8 (ortalama %2) olarak bildirilmektedir
26.
Sonuç olarak meme kanserini erken evrede saptamada tarama
mamografisi ve/veya ultrasonografi ile tespit edilen kuşkulu nonpalpable
lezyonlarda telle işaretleme biyopsi yönteminden elde
edilen sonuçlar, bu tekniğin etkin bir şekilde kullanılması gerektiğini
desteklemektedir.